fredagen den 10:e juli 2009

Altin cag

Altin caga geciste altin kapidan iceri girdigimizde bir bayanla karsilastik.
Bu bizim mihmandarimizdi ve yeni cagi bize tanitacakti.
Burasi dünyanin onlarca kati büyüklügündeymis ve doga islenmeye yeni acilacakmis.
Ínsanoglunun gelmis oldugu asamada dogaya cok daha akilli kullanacagini söylüyor.
Ben pek inanmadim fakat uzmani önünde boyun egmekten baska care yoktu.
Benim bildigim insan bastimi öbür yana cabucak gecmek istiyor.
Umudum odurki artik adim atmadan önce oturup biraz düsünebilsin.
Sonrada ne yapacagina karar versin.
Acele karar veripte hemen kelle alma huyunu biraksin.
Birde su rakiplere diz cöktürme olayi varki,oldum olasi huylanirim bu isten.



Altin caga gecebilmek icin bu kapidan giris yapmak gerekiyormus.
Yani oraya acilan tek kapi buymus.
Aslinda her taraf acikmis ve daha dikenli tellerle cevrilmemis fakat manyetik bir enerji kacak girisleri önlüyormus.
Eger kazara birisi bu akima yakalanirsa,kellesi kopuk tavuklar gibi hopluyormus.
Kelleyi kaybedende bir baskasina yama oluyormus.

Bu bayan bizim mihmandar ve geldigimiz yerde enformasyon bürosunda calisiyormus.
Yani altin cagla ilgili bilgileri bize o verecek.
Íse önce etraftan aldigimiz resimlerle basladik ve her resmin bir anlami varmis.
Gerek yesil alanlara verilen sekiller,gereksede sanatsal yapitlar cagin temelini olusturuyormus.
Bunlari yapanlarda insanlarmis ve burada cok daha mükemmel isler yapacaklarmis.
Hadi hayirlisi dedim.

Mihmandarimiz bize önce mezarliklarla ilgili bilgi verdi.
Burada bir yakim hane varmis ve yüksek firinlarin madeni erittigi gibi insanlari eritebiliyormus.
Yani yakilmaktan bikanlar mezarlara gömülürken,yakilmanin ne demek oldugunu bilmeyenlerse kizgin firinda eritiliyormus.
Daha sonra bir avuc kül alip.serce yuvasi gibi bir mezara gömüyorlarmislarki,fazla yer kaplamasin.
Ve her insanin sonsuz alemde bir mezar yeri mutlaka olmaliymis.
Örnegin bir savasta gümbürtüye gittiniz ve toplu mezara gömüldünüz,bu is olmuyormus.
Cünkü daha sonra ruhlar mezarlarina dönüyorlarmis ve toplu mezarlarda hep hir cikariyorlarmis.
Bundan dolayida herkesin mezari ayri olmaliymis.
Yahutta geminiz batti,veya ucaginiz düstü.
Bu mezar kisinin ana üssü oluyormus ve nerede ölürse ölsün bu ana merkeze kadar geliyormus.
Bazilari ise daha bir mezar sahibi olamamislar ve bunlarda hayalet olarak rastgele yerlerde dolasiyorlarmis.

Buda mezara yakin su selalesi,su yukari dagdan asagiya iniyor ve bir motor vasitasiyla yukariya yeniden pompaliyorlarmis.
Burada geceleri ölüler mezarlarindan cikip ates dansi yapiyorlarmis.
Birde hapishanede uzun yatmaktan ölenler varmis,bunlar susuzluktan kirli bedenlerle gitmisler ve zaman zaman burada kirli bedenlerini temizliyorlarmis.
Coklarida bunu zemzem suyu saniyormus.


Burasida dagin tepesine uzanan merdiven.
Ölüler kutsal gecelerde mezarlarindan cikip bu merdiveni tirmanarak dagin zirvesine ulasir orada ayin yaparlarmis.
Dagin tepesinde yapmalarinin nedenide,dag vasitasiyla tanriya daha cabuk olarak ulasacaklarini saniyorlarmis

Buda altin cagda sanatcilarin sansürle aralarinin nasil oldugunu anlatiyormus.
Yani altin cagda hicbir sanatci yalandan bir tasak yapti diye delige tikilmiyormus.
Ísteyen özgürce her organi resmedebiliyormus.
El veya ayak resmi cizen sanatcilar hicbir zaman tasak cizenlerden daha degerli degilmis burada.


Buda yine altin caga ait bir heykelmis,heykel burada tüm görkemiyle halki selamlarken,usta bir bahcivanda terleyerek etraftaki yesillikleri heykele uygun hale getiriyormus.

Buda sanatin en mükemmeliymis,onuda adi sani duyulmadik siradan bir bahcivan resmetmis.
Yani altin cagda hersey cebe veya bogaza hitap etmeyip,birazda göze uygun hale getiriliyormus.
Ve insanlar burada karinlarini sisirmekten ziyade,akil ve beyinlerinin hizmetine giriyormus.

Burasida bekcilere uygun yapilmis bir cadirmis,burada bekciler yatip kalkip bahceyi zebanilerden korurlarmis.
Hatta zaman zaman goriller buraya baskin düzenleyip ne var ne yok ezip gecerlermis.
Hatta domuzlarin bile baskinina ugrarmis,domuzlar gidenden sonra arkalarinda sanki sürülmüs bir tarla birakmis gibi olurmus.

Burasida bir müze icini gezme zamanimiz olmadigi icin neye hizmet ettiginide bilemiyorum.

Cin kültürüne yakin bu müzeyi görünce,eyvah ulan buradadami Cinlilerin baskinina ugradik demekten kendimi alamadim.
Öyleya eger bu herifler bu nüfuslariyla gelip su anda sahip olduklari haritaya kanaat etmeyipte bir dagilirlarsa ayvayi yedik demektir.
Fakat mihmandarimiz topraklarin cok genis oldugunu,yüzlerce milyara bile yetecegini söyleyince icim rahatladi.
Kuslar öylesine özgürmüslerki burada,ayak altinda dolasmalarinin bile zerre tehlikesi yokmus.

Bu kazda bu rahatligi kendisinin sagladigini saniyordur.
Atsaydi birisi onu ilkel insanlarin dönemine coktan kizartma yapilmisti.

Bir kaz sürüsü daha.
Kazlarin otladiklari alanin genisligini görünce dedim anlatilanlar dogru olmali.
Cünkü basit bir kaz sürüsüne bu kadar yesil alan düserse,diger sürülerede en azindan otlayacaklari kadar alan mutlaka vardir.
Bundan dolayi birilerini otlatmak isteyenler bu yesil alana gelebilir.
Burada birlikte otlarlar.


Bende burada yeni caga giris yapan birisi olarak caga uygun bir hatira resmi cektirdim.
Fiziki olarak degisip,akil tarafimdan birazini yiyecegimi saniyordum fakat gördümki sapa saglamim.
Bakin bakalim bir eksiklik görülüyormu.

Altin cagda su bol onun icinde her tarafta rastgele kullaniyorlar.
Hatta denizler,okyanuslar tümüyle dolu.
Yagmur yagmadigi anlarda bile dolu.
Belkide ilk baslarda olundugu icin böyle,cünkü bir zamanlar dünyada böyleymis.















































0 kommentarer: