26 Temmuz 2008 Cumartesi

Toprakla beslenen güneş



Güneş enerjisi toprağa basınç uyguladıkça toprak kendini iç kısımlara doğru sıkıştırır.

Yani güneş kovalayan, Topraksa kaçan oluyor.

İç kısımlara doğru sıkışan toprak ancak bir yere kadar kaçabiliyor, kürenin iç kısımlarında bulunan lavlara kadar.

Güneşin sıkıştırması neticesinde iç lavlara basınç uygulayan toprak içeriden lavların direnişiyle karşılaşıyor.

Çünkü lavlar ana merkeze daha fazla çekilemiyor.

Bu basınç uygulamasından bir patlama meydana geliyor, buda depremlere neden oluyor.

Yani iki kuvvetli enerji arasında kalan toprak kısım, bir çatlama, bir sarsıntıya gidiyor.

Güneş belli bölgeleri yediğinde yenen yerler verimsiz hale gelip tam bir çölleşmeye doğru gidiyor.

Artık bu çölden besin kaynağı yaratamayan güneşin yeni yerleşim birimlerine doğru ilerlemesi gerekiyor.

Aynı basıncı bu kez yeni bölgelere kaydırıyor.

Bir anlamda farenin ekmeği kemirmesi gibi.

Kenardan başlayıp ana merkeze doğru ilerlemek.

Nitekim güneşte böyle yaptı ve bir zaman yeşil alanlara sahip olan sahrayı çölleştirdi.

Daha sonra oradaki besin kaynağı tükendi ve Afrika’ya doğru bir açılıma girdi.

Bu açılım beraberinde doğal kaynakların tükenmesiyle birlikte hastalıklarıda beraberinde getirdi.

Ve şu anda tüm basınç olanca kuvvetiyle Afrika’ya uygulanmış vaziyette.

Güneş bir taraftan günlük besin kaynaklarıyla yetinirken, diğer taraftan uzun vadede yiyeceği alanları yerleşime açmak zorunda.

Bu bağlamda Atlantis yeniden doğuyor.

Yani Afrika kıtasında hayat bitiyor, diğer kıtalar sarsıntıya girmiş, kuzey ise yaşama daha yeni kucak açıyor.

Şu anda güneşin basıncı kuzeye ulaşmış vaziyette.

Bir başka deyişle Akdeniz iklimi kuzeye yerleşiyor.

Çöl iklimi ise Akdeniz’e, çölse yok olup canlılardan tamamen arınıyor.

Yani Afrika çölleşiyor.

Ne yazıkki insanlar bu tehlikenin farkında değil ve onlar biri birlerinin gırtlağına sarılmış vaziyette.

Yani bir taraftan güneş alttaki toprağı yerken, üzerindekilerde biri birlerini yiyor.

Buysa insanın tükenişe doğru gidişinin kanıtı sayılır.

Güneş suyla işbirliği yaparak ilerlediğini hissettiriyor, fakat insanlar bu mesajı alamıyor.

Fırtına ve doğal afetlerle bu mesajı veriyor.

Yani o bölgelerde artık yaşamanın zorluğu görülüyor.

Daha sonra bu bölgelerde sıkışanlar bir kaçışa girip, yeni doğmakta olan Atlantis’e yönelecektir.

Fakat Atlantis’in imkanları sınırlı, ne kadar insana kucak açabileceğini ise zaman gösterecek.

Önümüzdeki dönemde bu konu çok daha netleşecektir.





Hiç yorum yok: