15 Şubat 2026 Pazar

ÖZ ÇEKİRDEK

 


 

Uçsuz bucaksız bir bahçe ve içinde bin bir çeşit meyve ağaçları var. 
Bu bahçe çeşitli bölgelere ayrılmış ve her bölgeye ayrı bir ekim yapılmış. 
Bahçıvan kafasına göre almak istediği meyvelere sezonuna göre emek harcıyor. 
Hangi yıl hangi alana çok daha emek verilecekse, alın terini o bölgeye akıtıyor. 
Doğal ki her ekim bölgesi ayrı bir emek gerektiriyor. 
Bundan dolayı bu bahçıvan hiçbir biçimde ne ekim bölgelerini, nede elde ettiği ürünleri biri biriyle kıyaslıyor. 
Çünkü diyor bahçıvan, bunların hepsine de ihtiyacım var. 
Dünya yaşamıda böyle bir şey. 
Hiçbir devleti bir başkasıyla kıyaslamayacaksın. 
Her yapılanmadan elde edilen bir ürün var. 
Fakat burada bir şeyi hemen hatırlatmak gerek. 
Bir ülkede tüm kurumlar yapaydır ve hiç biriside öze hitap etmez. 
Yani öz bir çekirdek vardır ve tüm politikalar burada saptanır. 
Bu öz çekirdekte alınan kararlar dalga dalga dış kısımlara doğru yayılır. 
Bu yayılma devlet kurumları dediğimiz mekanizmalara sirayet eder. 
Bu öz çekirdeğin onaylamadığı bir karar, yasal hale dönüşmez. 
Gelen hükümetlerde o öz çekirdeğin toleransı içerisinde dönüşüme girer. 
Eğer çekim alanından çıkmaya kalkışılırsa, öz çekirdektekiler kalkışanların ipini çeker. 
Bu öz çekirdek tüm dünyada aynıdır fakat herkes kendi ülkesinin yapılaşmasına göre çalışır. 
Ve bu öz çekirdek kendi içerisinde çeşitli seksiyonlara ayrılmıştır, birinin diğerinden tam olarak haberi yoktur. 
Zamanla çıkacak bir aksamada bu seksiyonlardan birisi yok edilebilir. 
Buna rağmen olanları kimse tam olarak anlayamaz. 
Bu öz çekirdek her ülkenin gizli polisine denk gelir. 
Yani ülkeyi ayakta tutan, ona yön veren, giriş çıkışları kontrol eden burasıdır. 
Buradan çıkmayan bir karar asla gerçeğe dönüşmez. 
Bu kural evrenseldir ve her ülke bu yolu takip eder. 
Diyelim bir cumhurbaşkanı bir yerlerle görüşmek istiyor. 
Tabi ki bunu devlet adına yapıyor. 
Burası onay vermez ise, bu görüşme gerçekleşmez. 
Cumhurbaşkanı burada görüntüde devleti temsil ederken, öz çekirdek devlet benim der. 
Yani cumhurbaşkanının yahuttu hükümetin hizmetinde gibi görülen bu çekirdek asıl devletin kendisidir. 
Ípi çekileceklerin ipi burada çekilir. 
Devleti temsil edeceklerin resimleri burada çizilir. 
Ve bu çekirdek kendi içinde hiçbir şey bilmiyormuş gibi çalışır, fakat her şeyi bilir. 
Çok gizli çalıştıkları içinse, nerede ne gibi tavır koyacakları hiç belli olmaz. 
En akıllı geçinen politikacıları bile şaşırtırlar. 
Hiçbir politikacı bunlarla muhatap olamaz. 
Ve bunların sırrına akıl sır ermez. 
Sokaktaki insansa bu işten hiçbir şey anlamaz. 
Gazetecilere sürekli yanlış adresler verilir. 
Yani gazeteciler bunların öncü kollarıdır ve bunların dışarıya bıraktıkları bilgileri yaymakla meşguldürler. 
Bir anlamda gazeteciler bunların postacılığını yaparlar. 
Ve hiçbir gazeteci bunu ne kabul eder, nede bunun böyle olduğuna inanır. 
Çünkü gazetecilerde öylesi bir program yüklenmiştir. 
Olayı biraz bilim kurguya dönüştürecek olursak şu tabloyla karsılaşırız. 
Dünya bir yerküre ve biz bu kürenin içindeyiz. 
Buraya bir el sürekli uzanıp bazı düzenlemeler yapabiliyor. 
Kürenin içine girip dışına çıkabilense sadece bu el. 
Geri kalanlar kürenin içinde yaşamaya mahkum edilmiş gibi. 
Íste bu elin temasta olduğu alan o öz çekirdektir. 
Onun dışında kalanlar ise sadece detaydır. 
Onun için insan denen kudretlinin hiçbir kudreti yoktur. 
Kudret tümüyle o ele aittir. 
Ve tüm düzenlemeleri yapan o eldir. 
Çünkü ülkenin sahibi o eldir. 
Derin devlet denen kurum budur işte
Tüm dünyada, hatta evrende bu böyle çalışır. 
Bu bir sistemdir ve sistemler bunun üzerine kuruludur. 
Fakat bu öz çekirdektekiler öyle anlatıldığı gibi aptal değillerdir. 
Sistemin yetiştirmiş olduğu en üst boyuttan seçilenlerdir. 
Ne bir generali, nede bir cumhurbaşkanını bunlarla mukayese edebilirsin. 
Çünkü bu saydıklarımda önemlidir fakat o boyuta henüz gelmemişlerdir.  
Kısacası anormal bir durum söz konusu değil ve doğal olanda bu. 
Amerika’da,da böyle işler bu sistem. 
Cumhurbaşkanları gelir ve giderler fakat sistem kendini güne uyarlar. 
Aksini yapmak toptan çöküşü getirir.

 Yıllardır beklenen ses gelmediyse, sebebi sesin duyulmaması değil; sesin tam hedefe ulaşıp, muhatabını susturmasıdır


Hiç yorum yok: