Okyanusa Açılan Kapı
Adına 'Kiruna Metro' dedik. Çünkü bu metro bizi yerin altına değil, zamanın ötesine, okyanusun kalbine taşıyor. Kapıdan dışarı baktığınızda gördüğünüz o devasa gemiler, Anka’nın dört bir yanına vizyon taşıyan son kervanlardır.Liman sessiz, deniz boş görünse de aslında ufukta biriken bir enerji var. O üç kişi mi? Onlar, dinamitçilerin gürültüsünden kaçıp, inşa edilecek olan o 'Kozmik Stüdyo'nun temellerine bakmaya gelen şahitler.
Sabah kalktım kapalı balkondan denize bakıyorum gözüm uzaklara kayıp gitti kocaman deniz bom boş ne bir gemi yaklaşıyor limana nede limandan kalkan bir gemi var.
İnsanlar üzerinde ise nelerin geleceğini,nelerin gideceğini bilmemenin yılgınlığı var.
Yaradılışı itibarıyla insan denen türün yaşadığı ortama çok çabuk uyum sağlama gibi bir yeteneği vardır.
Örneğin her tarafı her türlü pisliğe bulaşmış bir ortama evlerini yapıp daha sonra var olan kokuyla içli dışlı olarak yaşamaya başlar ve artık burnu koku bile almıyordur.
Bir başka konu ise yeni ve alışılmadık zor bir olayla karşılaşır zamanla bağışıklık kazanır ve o yeni olan şey korkutucu olsa bile artık yaşayanlar için bir anlam ifade etmiyordur çünkü adapte olup olanları kanıksamıştır.
Yapay zekayla tanışır akıl almaz rakamlara boğulur hatta kendisini kuşatma altına alan çör çöp içinde boğuşarak yine yolunu bulur ve okyanuslarda akıp giden rakam kırıntılarından etkilenmiyordur çünkü onada alışmış oluyor.
Daha sonra her şeyi alt ederek,her şeyi eskiterek,her şeyi un ufak ederek önüne gelenin üzerine basarak yoluna devam eder.
Yapay zeka yeniliği ve onun getireceği tehlikeleri kendi zekasında un gibi öğüterek onunda modasının geçtiği ve bir işe yaramadığı sonucuna ulaşır.
Yani derki korktuğumuz kadar ne yeni bir şeymiş nede korkulacak bir şeymiş bas kafasına geç.
Dolayısıyla bu öyle bir yolculukki ne teknolojinin harikaları durdurabiliyor nede onun ötesinde geçecek olanlar.
Dolayısıyla çok kısa bir zaman sonra düşmanı alt etmişçesine öyle bir yere geliyorki orada ne yapay zeka var,ne kuantum fiziği,nede korkacak bir şey.
Aynı yolculuk nasıl başladıysa kırılıp dökülmeler olsada hiç değişmeden devam ediyor.
İlk yaradılıştan itibaren kendinden önceki ataları her zorluğa nasıl göğüs gererek bu yolculuğu devam ettirdilerse torunlarda aynı yolda döngüyü tamamlamaya çalışıyor.
Ne çıkacak savaşlar,nede engel teşkil edecek belalar bu yolculuğa engel olamıyor.
Sayıca yokluğa girmiş olsa bile tür kalanları kurtararak yola devam ediyor.
Ve bir gün bir yere gelip bir pınar başında mola verdiklerinde aralarında konuşup,ne yaman yolculuktu bu yahu bir zamanlar buharlı lokomotifler çıkıp nevrimizi döndürmüştü,sonra yapay zeka diye bir icat çıkardılar,sonra birileri kalktı yeni bir şeymiş gibi bize kuantumu anlattı oysaki onlar icat edilmeden biz vardık ve onların ne işe yaradığını biliyorduk.
Bizi rakamlara boğdular,boş laflarla yolculuğu kesintiye uğratmaya çalıştılar oysaki o rakamlarada,algoritmalarada kısacası o düzeni kuranlar yine bizlerdik.
O zaman niye acele edelimki zaten önümüzde bir yol var yürüyüp gidelim.
Böyle söyledi Zerdüşt.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder