25 Temmuz 2008 Cuma

Atlantisin yeniden doğuşu


 

Burası kuzey Avrupa, İsveç, Ve Stockholm.

Yani kaybolan şehir, ATLANTÍS yıl 2010 ve kaybolan şehir yeniden doğuyor.

Stockholm paralel bir geçiş yaparakAtlantise dönüşüyor.

Kartalın pençelerini sökerek yeniden doğduğu gibi doğan şehir.

Stockholm ve Atlantis.

İklim değişikliğinin yeryüzünü kasıp kavurduğu bir anda ortaya çıkıyor Atlantis.

Ve dünya yeni bir dönüşüm başlatıyor, Atlantis’in doğusuyla.

İşlenmemiş hammadde, henüz dokunulmamış doğa, denizler, ve gölleriyle hayat daha yeni başlıyor Atlantis’te, yani Stockholm’de.

Mavi gözlü insanların yaşadığı, genetik yapısı henüz bozulmamış ülke Atlantis yani Stockholm.

İste deniz ve goller, işte doğa, işte mavi gözlü kızlar ve işte çalışıp hak edenin edindiği kazanım.

Sular yükselip dünyayı yutsa bile, Atlantis, yani Stockholm yüzen bir ada gibi suyun yüzeyinde kalmayı başaracaktır.

Çünkü bu şehir hem üzerinde yaşayan insanlarıyla, hemde coğrafi olarak bulunduğu yer açısından böylesi bir ödülü hak etmiş olmalı.

Üçüncü gözden bakmayı başarabilenlere işte kanıtı.

Ne mutlu onlara ki baktıklarına bakmakla kalmayıp, görebiliyorlar.

Göremeyenler ise bin yıl baksalar bile hala bakarlar.

Doğumunla birlikte hoş geldin zamanın Atlantisi,bırak diğerlerini savaşsınlar, bırak içten içe kendi kendilerini yesinler, borazanın ötmesi yakındır Atlantis.

Tam tam sesleri çok yakından geliyor.

Belliki acelesi olanlar var.

Hoş geldin gözüm benim.

 2008'de Zaman Koridoru'na bıraktığım bu iz, bugün geyiğin boynuzlarındaki ışıkla daha net görünüyor. Atlantis batmadı, sadece kuzeyin buzullarında uyanmayı bekledi

24 Temmuz 2008 Perşembe

Kara kalpaklı adam


 

Kuraklık öylesine vurduki memleketi, börtü böcek bile sığınacak gölge arıyordu.

Aynı anda kadınlı erkekli uzun bir kervan çölü geçmek üzereydi.

Herkes azığını vurmuş sırtına, bir an evvel çölden kurtulmaya çalışıyordu.

Fakat hepside can telaşesinde, kimsenin kimseyi düşünecek hali yoktu.

Hatta çocuğunu taşıyamayan annelerden çoğu çocuklarını yolda bırakmıştı.

Bu insanları çöle kendine güvenen bir gurup insan sokmuştu.

Bunlar çölü tanıdıklarını, bundan dolayıda nasıl geçileceğini bildikleriyle geridekileri ikna etmişlerdi.

Fakat çöl konusunda zerre tecrübeleri yoktu.

Sıcağın etkisiyle milletin ateşi başına vurmuş, umutsuzluk rüzgarı esiyordu.

Ve herkes olduk öleceğiz derken, dev gibi kalpaklı bir adam yaklaştı.

Bu öylesine büyük bir bedene sahiptiki, gölgesinde binlerce insan yürüyebilirdi.

Gölge yaklaştığında önce halka öncülük yapanlar koşup kendilerine sığınacak yer buldular.

Daha sonra herkes geldi fakat bir kısım insan dışarıda kaldı.

Bunlarsa güneşin altında yürüdüler hep.

Çıkışa yaklaşıldığında kalpaklı adam birden bire kayboldu, kaybolmasıyla tümden güneş altında kaldılar.

Güneş ise çölü kasıp kavuruyordu.

Şu anda ise olan yine aynısı, sıcaklar bastırdıkça gölgesine sığınacak kalpaklı adam aranıyor.

Fakat zamanın hükmünde kalpaklı adam yok, olmayacakta.

Sığınacak gölgede bulunamayacak.

Çünkü gölge adamı tembelleştiriyor.

Gölgede kimse düşünmeden kendi rahatına bakıyor.

Gölgede yer kapmış olanlar güneş altında kavrulanları çabuk unutuyorlar.

Gölgede hakkaniyet usülünce yaşamaya kimse yanaşmıyor.

Orada adil paylaşım yok.

Kalpaklı adam bunun için aranıyor, yani gölgede yürümeye alışık olanlar bulundukları mevziyi terk edip güneş altında yürüyenlerle yer değiştirmeye razı olmuyorlar.

Peki adaletmi bu?

Eğer ortaya çıkıp hak etmeyenlere hala gölgelik yapmaya kalkarsa, ilahi adalete nasıl hesap verecek bu kalpaklı adam.

Ayrıca o kadar geri zekalımıki bu adam, yan gelip yatmaya alışık olanlara gölgelik yapsın.

Şu andaki feryat güneşte kıçı yananlardan geliyor, diğerlerinden değil.

Çünkü diğerleri zaten gölgeye hiç girmemiştiki.

Hadi bakalım kalpaklı adam, geleceksen daha fazla bekletme şu garipleri.

Anadolu’da yoksullukla pençeleşen tüm insanlardır.

Emeğinden kazandığıyla doyuma ulaşamayanlardır.

Babasının olduğu maden ocağında iş arayanlardır.

Kızına çehiz alamamaktan dolayı kahrolanlardır.

Büyük şehirlerde çöplüklere çadır kuranlardır.

Yıllardır kim ne yaptı bunlar için?

Hiçbir şey diyorsan, tabiki güneş bu sefer ters yönden doğacak.

Çünkü sen öyle istedin.